arşiv

0, 2008 için arşiv

Yaşlanmayı Durdurmak Mümkün Mü ?

Cumartesi, 31 May 2008 Comments off

Çok uzun yıllar boyunca genç ve sağlıklı kalmak hepemizin hayali. Zaten 21. yüzyıl tıbbının bir dalı olan anti-aging bu hayalimizi gerçekleştirmek için var.Peki, yaşlılık sürecinde tam olarak neler oluyor ve anti-aging uygulaması hangi aşamalardan oluşuyor biliyor musunuz?

Anti-aging, kelime anlamıyla,yaşlılığa karşı ya da geriye yaşlanma anlamına geliyor. 21. yüzyıl tıbbı olan anti-aging, hayat süresini daha da önemlisi hayat kalitesini arttırmayı hedefliyor. Hayat süresini kısaltan risk faktörlerini erken teşhisle ortadan kaldırmak, yaşlanmayla ortaya çıkan dejenerasyonu önlemek anti-agingin diğer hedeflerinden.

Anti-aging plus’ın hedefleri:

-Yaşlanmanın yavaşlatılması
-Cinsel gücün ve sağlığın arttırılması
-Yaşlanma sonucu oluşabilecek hastalıklara karşı önelme alınması
-Kas kitlesinin arttırılması, fiziksel günün, kondisyonun yükseltilmesi
-Kolestrol ve triglserid düzeylerinin normal düzeyde tutulması
-Bağışıklık sisteminin düzeltilmesi
-Anti-oksidatif kapasitenin arttırılması
-Psikolojik durumun düzeltilmesi

Sağlıklı beslenme:

Katkı maddesi ve hormon içermeyen tamamen organic üretimle elde edilen ürünlerle kilo problemini çözmeye yönelik, eksik mineral ve vitaminleri tamamlayan, canlılık ve nerji kazandıran bir beslenme alışkanlığı edinilmesi ve bu alışkanlığın yaşam boyu benimsenmesi sağlanıyor.

Stres yönetimi:

Stres en önemli yaşlanma ve hastalanma nedenlerinden biri. Kronik stress yüklenilmeleri , yüksek derecede kortizol salgılanmasına neden oluyor. Kortizol, bilinç merkezine ve konsantrasyon merkezine zarar veren bir hormon. Sinir hücrelerinin zarar görmsine neden olan kortizol, depresyon, uykusuzluk, enerji kaybı gibi sorunlarla ortaya çıkıyor.

Hem bedensel hem de psikolojik olarak rahatlamayı hedefleyen stres yönetimi programının içerdiği doğa yürüyüşleri, stretching dersleri, oksijen ve aromaterapi, taş masajı, yüz bakımı ve termo bakımlarla doğal ortamda egzersiz ve pozitif düşünce yardımıyla stresten arınma sağlanıyor.

Zindeleşme ve form koruma:

Uygulanan program boyunca, spor aktiviteleri, jet duş masajı,yosun uygulamaları ve diğer uygulamalar sayesinde hem kişinin zinde kalması hem de formunun korunması sağlanıyor.

Toksinlerden arınma:

Vücuttaki zararlı toksin maddelerin atılmasını sağlayan özel bakımlardan oluşan, bu programda, jet duş, sualtı masajı, balneo terapi, oksijen terapi, aromaterapi gibi yöntemler kullanılıyor. Ayrıca, özel diyetler, spor aktiviteleri ve kolon hidroterapi uygulamalarıyla vücutta daha sonraki dönemlerde meydana gelebilecek toksin oluşumu da minimale indirgenmeye çalışılıyor.

Kozmetik bakımlar:

Botox, estetik dolgu yöntemleri, selülit, yağ birkimleri, akne, damarsal lezyonlar, lekelerin yok edilmesi gibi ameliyatsız estetik uygulamaların stressiz bir ortamda gerçekleştiriliyor

Selülit bakımı:

Yine kişiye özel olarak uygulanan programda dengeli beslenme, spor aktiviteleri ve teknolojik aletlerle selülitten korunma ve selülit gidermeye yönelik uygulamalar gerçekleştiriliyor. milliyet

Categories: Genel Tags:

Organik Saç Boyaları Tehlike Saçıyor !

Cumartesi, 31 May 2008 Comments off

Ambalajında “organik” yazan her boyanın organik olmadığı, özellikle kimyasal saç boyası kullanmaları kadın-doğum uzmanlarınca önerilmeyen hamile kadınların bu konuda dikkat etmeleri gerektiği bildirildi.

İstanbul Üniversitesi eski öğretim üyesi biyo kimya profesörü Prof. Dr. Hulusi Barlas bir doğal ürün firmasının tanıtımı nedeniyle geldiği Adana’da, yaptığı açıklamada, şifalı bitkilerle başlayan, ardından kozmetiğe ve özellikle de saç boylarına sıçrayan “organik” trendini, tüketicilerin doğru bilgilendirilmesi koşuluyla desteklediğini belirtti.

Gıdadan kozmetiğe ve konfeksiyona kadar ham maddesi organik olan tüm ürünlerin insan sağlığına ve çevreye önemli katkılarının tartışılmaz olduğuna işaret eden Prof. Dr. Barlas, “Ancak, oluşan büyük pazarda fırsatçılara yer verilmemeli” dedi.
Prof. Dr. Barlas, “ambalajında ’organik’ yazan her boyanın organik ya da bitkisel olmadığını, bu durumun özellikle, kimyasal saç boyası kullanmaları yasak olan kadınlar için büyük tehlike yarattığını” savunarak, şunları söyledi: “Kadınların, organik sandıkları kimyasal katkılı boyaları kullanmasının bebeğe vereceği zarar telafi edilemez. Piyasada satışa sunulan tüm ürünler Sağlık Bakanlığının izniyle satışa sunulur. Ambalajın üzerinde tüm ürünlerin katkı maddelerinin tek tek yazılması, oluşabilecek yan etkilerin tüketiciye bildirilmesi zorunludur.

Ticari kaygı güden bazı firmaların, bu yasal zorunluluğu yasak savma şeklinde yerine getirdiğine tanık oluyoruz. Bu firmalar, ürünlerindeki katkı maddelerini tüketicinin anlamadığı teknik terimlerle, üstelik karınca duasını andıran büyüklükteki yazılarla etiketliyor. Ürünün, vücutta oluşturabileceği yan etkiler ise ambalajın hiç görünmeyen en alt tabanına yapıştırılıyor.”

Prof. Dr. Barlas, her şeye rağmen geçmişten günümüze kullanılan kına ve türevlerinin, en doğal saç boyası olma özelliğini koruduğuna dikkati çekerek, “Kına gibi hiçbir kimyasal katkı maddesi içermeyen doğal saç boyaları piyasada var, ancak bunların kimyasal boya kadar etkili olduğunu söylemek doğru olmaz. Buna karşın, kişinin beklentilerine cevap verebilir” dedi.

Doğal olanla olmayanı ayırt edin!

Prof. Dr. Barlas, doğal kozmetiğin, doğadaki etken maddeler yardımıyla insan vücudunun bakımı ve güzelliğini amaçladığını, bunların cilde ve çevreye dost ham maddelerle sağlanabileceğini belirterek, şunları kaydetti: “Doğal olduğu iddia edilen ürünlerde BDIH (kontrol edilmiş doğal kozmetik) sertifikası aranmalı. Sentetik koku, renk ve konserve edici madde parafin ve diğer petrol kökenli maddeler içermemeli.”

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cüneyt Evrüke ise hamilelik sırasında annenin aldığı kimyasalların bebeği doğrudan etkilediğini bildirdi. Prof. Dr. Evrüke, gebelikte kimyasal katkılı boyalarla saç boyanması veya perma ve röfle işlemlerinde uygulanan kimyasal ilaçları önermediklerini, bu maddelerin, saç derisinden emilip kana karışabileceğini, bunun da bebekte çeşitli doğumsal anomaliye yol açabileceğini kaydetti.
milliyet

Categories: Genel Tags:

Kozmetik ve Güzellik

Cumartesi, 31 May 2008 Comments off

Kozmetik dünyası bize sonsuz gençliği verecek mucizenin peşinde koşuyor ve her geçen gün yepyeni ürünler piyasadaki yerini alıyor.Peki, sadece krem kullanarak taze ve mükemmel bir cilde kavuşmak mümkün mü?

Cildimiz neden yaşlanıyor? Bu sorunun yanıtı tam olarak verilmiş olmasa da en iyi bilinen şey yaşlanma sürecinde sadece genetik faktörlerin rol oynamadığı. Yaşlanmayı tetikleyen faktörler arasında UV ışınları, hava kirliliği, stres ve sigara gibi etkenler de var. Serbest radikallerin saldırıları da erken yaşlanmada önemli bir sebep. Serbest radikaller, vücudun yaklaşık 100 trilyon hücresi tarafından sürekli üretiliyor.

Kozmetik dünyası özellikle kadınların korkulu rüyası olan yaşlanma sürecini biraz daha erteleyebilmek için tüm hünerlerini ortaya koyuyor. Özellikle bazı ürünler var ki bunlar, özel formülleri ve fiyatlarıyla dikkat çekiyorlar. Peki gerçekten işe yarıyorlar mı? Yoksa kremler bir gün cilt gençleştirme amaçlı yapılan estetik operasyonların yerini mi alacak? Bu soruların yanıtlarını araştırdık.

Kırışıklar yaşlanma sürecinin doğal bir parçası ve bu hücrelerimizin içinde gerçekleşiyor. Belirli bir yaştan sonra cildin alt tabaklarında kolajen kaybı başlıyor, cilt hücreleri yıpranmış hücreyi onarmak için bölündükçe içindeki DNA azalıyor. Ve bu DNA’yı onarmak pek de kolay bir iş değil. Ama uzmanlar düzenli olarak nemlendirici kullanmanın yararının inkâr edilemez olduğunu belirtiyorlar.
Cildin üst katmanlarını soyan ve asit içeren ürünler de var ancak bunların bir takım yan etkileri olabiliyor ve mutlaka bir uzman tarafından reçeteyle önerilmeleri gerekiyor. Kırışıklarından kurtulmak isteyenlerin, kozmetiklerin işe yaradığını ancak tek başlarına mucizevî etkiler yaratamayacaklarını asla unutmamalı.
Pahalı krem mucize mi?

Güneşten korunmak, sigara içmemek ve alkol tüketimine dikkat etmek cilt güzelliğini uzun süre korumak isteyenlerin ilk yapması gerekenlerden. Kozmetik bir ürünün diğerine göre daha pahalı olması her zaman daha etkili maddeler içerdiği anlamına gelmiyor. Marketlerde satılan ve gerçekten çok kaliteli olan markalar da var. Fiyatlarının uygun olması bir pazarlama stratejisi. Yani fiyatı uygun olan ve markette satılan bir ürünle fiyatı daha pahalı olan ve parfümeri de satılan bir ürünün içindeki maddeler benzeyebiliyor. Ancak ürünlerin pahalı olmasının nedeni sadece ambalajları ve reklâmlarında boy gösteren ünlüler değil. Bu ürünler için birçok laboratuvar testleri yapılıyor ve ortaya çıkarılmaları için de çok uzun bir dönem geçiyor. Ayrıca bu ürünlerin içinde elde etmesi çok güç olan maddeler bulunuyor. netten alıntı haber leyditürk

Categories: Genel Tags:

Bebek yeleği modeli

Cumartesi, 31 May 2008 Comments off

Pembe bir bebek yeleği modeli çok güzel ve şirin netten alıntı bir yelek modeli.kız bebekler için ideal olsa gerek.

Categories: KADINCA KONULAR Tags:

Bebek örgüleri

Cumartesi, 31 May 2008 Comments off

Güzel ve şirin bebek dantelleri, bebek örgü modelleri

Categories: KADINCA KONULAR Tags: